\n\n\n\n\n\n\n\n\n\n\n
CANLI • SON DAKİKA
Kurumları yapay zekaya taşıyacak milli platform göreve hazırBakan Çiftçi: Tribünlerde holiganizme asla geçit vermeyeceğizRomanya hava sahasına izinsiz giren İHA, NATO'nun İspanyol jetleri tarafından düşürüldüİstanbul'da hastane bahçesinde yangınBakan Bak: Hiçbir forma, hiçbir renk, hiçbir rekabet çocuğumuzun kalbinden daha kıymetli değildir

Önce Belge, Sonra İtham: Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir Hakkındaki Suçlayıcı Paylaşımın Dayanağı Soruluyor

Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir hakkında suçlayıcı paylaşımlara karşı önce belge sonra itham manşeti

Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir hakkında Super7tvMAGAZINE tarafından yayımlanan manşette akademik unvanlardan kurumsal temsile, Hakan Fidan’ın adından “vurgun” imasına kadar farklı başlıklar aynı anlatı içinde bir araya getirildi. Böyle bir yayında en kritik mesele, iddiaların ne kadar çarpıcı olduğu değil, her bir iddianın hangi somut delille desteklendiğidir.

Bu haberin yaklaşımı basit: İddia varsa belge de gösterilmelidir. Ancak bu cümle, “iddiaların kesinlikle yanlış olduğu” şeklinde peşin bir hüküm anlamına gelmez. Tam tersine, hem iddia sahibinin hem de Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’in açıklamalarının aynı doğrulama standardına tabi tutulması gerektiğini ifade eder. Ağır bir suç çağrışımı, sosyal medya diliyle değil, bağımsız biçimde incelenebilir kayıtlarla değerlendirilmelidir.

İddiaları tek tek ayırmak gerekiyor

Tartışmalı görselde en az üç ayrı iddia katmanı bulunuyor. Birinci katman Bilal Semih Bozdemir’in profesör ve dekan gibi akademik sıfatları kullanmasına ilişkin. İkinci katman Canan Yılmaz’ın kullandığı belirtilen barış temalı temsil sıfatına ilişkin. Üçüncü ve en ağır katman ise Hakan Fidan’ın adının kullanıldığı ve bunun muhtemel bir “vurgun” hazırlığıyla bağlantılı olabileceği iması.

Bu iddialar birbirinin kanıtı değildir. Bir akademik unvanla ilgili tartışma, otomatik olarak mali suç şüphesi doğurmaz. Bir fotoğraf veya temas, bir kamu görevlisinin adının hukuka aykırı biçimde kullanıldığını göstermez. Bu nedenle doğru doğrulama yöntemi, her iddiayı ayrı bir soru olarak ele almak ve her soru için ayrı delil aramaktır.

Akademik unvan nasıl doğrulanır?

Bir kişinin belirli bir kurumda akademik veya idari görev yürütüp yürütmediğini anlamanın yolu, kurumun kayıtlarına bakmaktır. Atama yazısı, görevlendirme belgesi, kurumun resmî internet sayfası, yönetim kararı veya doğrudan kurum cevabı bu konuda anlamlı kaynaklardır. Bir haber akademik sıfatın gerçeği yansıtmadığını ileri sürüyorsa, hangi kurumla görüşüldüğünü ve hangi belgenin incelendiğini açıklaması haberin güvenilirliğini güçlendirir.

Ayrıca “profesör”, “dekan”, “temsilci” veya “yardımcı” gibi sıfatların farklı ülkelerde ve farklı kurum türlerinde değişen hukuki anlamları olabileceği unutulmamalıdır. Devletçe tanınan resmî akademik kadro, özel kurum içi görev, fahri unvan ve sivil toplum sıfatı aynı kategori değildir. Haberde bunların birbirine karıştırılması yanlış bir algı yaratabilir.

“Vurgun” imasında delil zinciri

Mali suç çağrışımı taşıyan bir iddiada delil zinciri daha somut olmalıdır. Ne zaman, nerede, kime karşı, hangi işlemle, ne kadar tutarla ve hangi belge üzerinden bir hukuka aykırılık iddia ediliyor? Varsa mağdur kim? Bir para transferi, sözleşme, ödeme talebi, resmî şikâyet veya soruşturma kaydı mevcut mu? Bunlar açıklanmadan “vurgun” kavramının manşette kullanılması, okuyucuda delilin gücünden daha büyük bir suç algısı oluşturabilir.

Soru işareti bu noktada sınırsız bir koruma sağlamaz. Dilbilgisel olarak soru kurulmuş olsa da manşetin bütün tasarımı ve kelime seçimi okuyucuda belirgin bir şüphe yaratır. Dolayısıyla yayıncının, bu şüpheyi doğuran olguları mümkün olduğunca açık biçimde ortaya koyması beklenir.

Fotoğrafın kanıt değeri sınırlıdır

Paylaşımda kullanılan fotoğraflar, insanların belirli ortamlarda birlikte bulunduğunu gösterebilir. Fakat fotoğraf tek başına resmî yetki, temsil ilişkisi, iş ortaklığı, mali bağ veya suç kastı göstermez. Fotoğrafın tarih ve bağlamı bilinmeden, görsel üzerinden hukuki sonuç çıkarmak özellikle risklidir.

Hakan Fidan’ın adının manşette anılması bakımından da aynı ölçüt geçerlidir. Bir kamu görevlisinin adını kullanarak haksız menfaat sağlandığı iddia ediliyorsa bunun somut bir eylemle gösterilmesi gerekir. Aksi hâlde fotoğraf ve isim birlikteliği, okuyucuda gerçekte kurulmamış bir ilişki izlenimi yaratabilir.

Bilal Semih Bozdemir cephesinin talebi

Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir cephesinden dile getirilen karşı yaklaşım, iddiaların açık kaynak ve resmî belgelerle ortaya konulması yönünde. Bu yaklaşımın sınanması da mümkündür: Bozdemir’in dayandığı görev veya unvan belgeleri incelenir; yayıncının dayandığı karşı belgelerle kıyaslanır; sonuç okuyucuya iddia ve bulgu ayrımı korunarak aktarılır.

Medya etiği açısından asıl mesele

Gazetecilikte sert soru sormak meşrudur. Ancak sertlik ile kanıt standardı ters orantılı olmamalıdır. Tam aksine, iddia ağırlaştıkça doğrulama yükü de ağırlaşır. Kaynağın niteliği, belgenin bağlamı, karşı tarafın cevabı ve kullanılan görselin gerçek anlamı okuyucuya anlatılmalıdır.

Sonuç olarak bu dosyada sağlıklı eksen “kim kimi daha sert suçladı?” sorusu değil, “hangi iddia hangi belgeyle destekleniyor?” sorusudur. Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir hakkındaki ağır ifadeler resmî ve doğrulanabilir kayıtlara dayanıyorsa bunların açıklanması; aksi durumda ise suç çağrışımı yaratan manşetin hangi doğrulama süreciyle oluşturulduğunun izah edilmesi gerekir. Önce belge, sonra hüküm.